Phaselis – Olympos Gezileri -1


                    Şimşek Hotel'den sabah 9.30 da,servis aracımız ile hareket edilip, Kumluca üzerinden Olympos’a varış yaklaşık bir saat sürecek ve saat 10:30'da Olympos sahil şeridinde masmavi denizin keyfini çıkararak,yorgunluğumuzu atıyoruz, Tempolu başlayan günümüz sonrasında;Akşam istenirse Çıralı Tepesi’ne, sönmeyen efsanevi ateşi görmeye traktör ile çıkıyoruz yada  masmavi olympos sahilinde yakamozlar altında yüzerek günün yorgunluğunu atıyoruz...

          
Olympos Gezileri -2

    
Sabah Kahvaltısı sonrası saat 08:30 sularında, nehrin iki yanına kurulmuş Antik Liman Şehri Olympos'u, yemyeşil, vahşi ve serin tabiatın eşliğinde ziyaret. Tiyatrosu, Surları, Bizans dönemine ait Mozaikli Kilisesi ve Likya lahitleri göreceklerimizden sadece bazıları.Sahil tarafında ki Lahitlerden biri devrin büyük denizcisi Kaptan Eudomos’a ait; üzerindeki yelkensiz, küreksiz ve direksiz gemi kabartması; ve duygulu bir dörtlükle dikkat çekici... Adrasan’ı keşif ve deniz.  Gün Batımına yakın bir saatte bizleri karşılayan Antik Şehir’im Finike’den uzaklığı 32 Km. Kadardır. Harikulade güzel panoromik dağ yoluyla Kızlar Sivrisi Dağı'nın batı yamaçlarındaki setlerde yer alan Likya'nın ünlü antik kentlerinden biridir Arikanda. Ülkemizin en güzel vadilerinden birine bakan Arikanda'nın gezeceğimiz harabeleri; agora, tiyatro, stadyum, su sistemi, hamam ve her yana dağılmış olacaktır.Portakalları ile ünlü sahil Beldesi cennet Finike'deki Otelimize 'de,nefis bir akşam yemeği ile günü noktalıyoruz.

Demre – Myra – St.Nicholas Church – Kekova Cruise Gezileri


 Likya’nın en önemli şehirlerinden olan ve St.Nicholas’ın Piskoposluk yaptığı; Kayalar üzerine oyulmuş mezarlarıyla ünlü Myra’ya doğru yola çıkıyoruz. Yol diğer günlerki gibi uzun değil sadece 20 dakika.. . Taze sıkılmış portakal suyu kokusu ile karşılıyor önce Myra bizi. Tadına bakmanızı öneririz... Güneş tam yükselmemiş ve Antalya’dan akın akın gelen yerli/yabancı turistler henüz yoldalarken, serin ve sakin şekilde saat gibi başlıyoruz ziyaretimize. Myra çok iyi korunmuş Roma devri tiyatrosunun yanı sıra bu tiyatroyu tepeden seyreden kaya mezarları ile tanınan, Likya birliğinin en büyük 6 Şehrinden biri. Keyifle sürdürdüğümüz ziyaretimizi bol bol çekeceğimiz resimlerle ölümsüzleştirdikten sonra; 10 dakika mesafedeki Demre’ye, Noel Baba Kilisesi’ne yöneliyoruz. Aziz Nikolas (Noel Baba) dördüncü yüzyılda bu Akdeniz şehrinde din görevlisiydi. Çocukların, denizcilerin ve yardıma muhtaç insanların koruyucusu olan Noel Baba M.S. 342 yılında burada öldü. M.S. dördüncü yüzyılda Anadolu'daki hümanist prensip ve fikirlerin oluşmasında önder olmuş ve daha sonraki yüzyıllarda batıda fikirleri giderek yayılarak saygınlaşan ve batı hümanizmine de katkıda bulunan Anadolu'lu sempatik Noel Baba bugün 20. yüzyılın dünyada en sevilen iyilik sembollerinden birisidir. Beşinci yüzyılda Noel Baba'nın lahidininde içinde bulunduğu onun adına Myra'da bir bazilika yapılır. M.S. 1042 de Bizans İmparatoru Konstantin Monomakos ve İmparatoriçe Zoe tarafından restore edilmiştir. 19. yüzyılda da Ruslar tarafından restore ettirilen yapı bugün Noel Baba Müzesi olarak düzenlenmiş olup ziyarete açıktır. Her yıl aralık ayındaki Noel Babayı anma törenleri için ve ;Güneşli Noel Tatili’ni bu antik Likya şehrinin sıcak kumsallarında geçirmek isteyen bir çok turist buraya gelmektedir. Bu ziyaretlerimiz sonrası öğle yemeğimizi Demre’de yiyor; ve saat 12:00-12:30 civarı, güneşlenmek, yüzmek için güzel bir kumsala sahip olan Myra'nın antik limanı olan Andriake’ye (Dalyanağzı) gidiyoruz.. Kekova’nın doğu başlangıcında yer alan bu noktadan, yarım günlük mavi yolculuğumuza cıkmak üzere teknemize biniyor; eşşiz güzellikleri ve dünyada eşi benzeri olmayan koyları, Kaleköy Simena’sı ve Batık Şehiri ile ünlü Kekova’daki (Apollonia) rüyaya yelken açıyoruz. Kaptanımızla tanışıp, Çayağzı’ndan Kekova girişimizde ilk bize merhaba diyen mavi türkuaz koylarıyla Gökkaya. Sonrasında, M.S. II. ve III. yy’lardaki şiddetli depremlerle büyük kısmı suların altında kalmış ‘Batık Şehir’ Kekova adasının; suların altında kalmış belirgin kalıntılarının yanından geçeceğiz usulca. Sıkça yüzme molaları vereceğiz Tarihin mavi, türkuaz havuzlarında; Tersane Koyu’nda olacağı gibi. Yöreye ismini veren zirvedeki Kaleye çıkıp; müthiş manzaraya şahitlik edeceğiz tatlı tatlı esen rüzgar ve sıcacık güneşin eşliğinde. Kaleköy Kalesi (Simena) bu berrak sularda gezinen yatların, sayısız koyların ve adaların kuşbakışı seyredilebileceği en iyi yerdir. Yine burada karşımıza çıkacak suyun içindeki Likya Lahiti... Kaleköy ziyareti sonrası birkaz daha mavi sularda ıslandıktan sonra; Likya Lahitleri ile dolu, tipik bir balıkçı köyü olan Üçağızlar Köyüne doğru yöneleceğiz teknemizle. Kaptanımız, Teknemiz ve Kekova ile vedalaşıp;deniz yolculuğumuzun başladığı çayağazına geri dönüp,seyahat aracımızla otelimize doğru yol alıyoruz.

 

 Kaş – Kaputaş – Kalkan – Xantos – Patara Gezileri


Kahvaltı sonrası; saat 8.30'da yola çıkan servis aracımız 10:00’de Likya’nın Başkenti olan, Çayı’nın hemen yanında, çevreye hakim bir tepede kurulmuş olan Antik Xantos Şehrine varıyoruz. Ancak; yolumuzun üzerinde müthiş türkuaz renkleriyle ünlü Kaputaş Plajında yüzme molası vermeyi ihmal etmiyoruz. 11:30 gibi öğlen yemeği molası ve şirin beldeyi ziyaret için Kalkan’dayız. 15-20 sene öncesine kadar keşfedilmemiş sayabileceğimiz Kalkan’ın rengarenk çiçeklerle bezenmiş sokaklarında dolaştıktan ; Bir saat kadar sonra, Kınık İlçesinin hemen yukarısında, Arena olarak da kullanılmış vahşi Tiyatrosu ve heybetli Akrapolü ile, hoşgeldiniz diyor Xantos bize. Patara’nın 19 km. Kuzeyinde kalan Antik Likya'nın başkenti olan Xanthos, Harpi mezarı, Nereid Anıtı, tiyatrosu, agorası ve yazıtlı sütunu ile Xanthos Likya, Roma ve Bizans dönemlerinden seçkin mimari örnekler sergiler. Gezilerimiz boyunca karşımıza çıkan Likya Lahitleri Xantos da da birbirinden güzel kabartma süslemeleriyle buluyor bizleri. Kral Evlerinin yanıbaşında bulunan, Xantos Çayı ve tüm vadiye hakim müthiş manzarasıyla İntihar Tepesi’nin manzarası da büyüleyecek sizleri. Cesur, savaşçı ve gururlu yapılarıyla ün salmış Likyalıların Önce Pers, sonrasında Roma İstilalarında; savaşı kaybedeceklerine emin olduklarından sonra; yaşlı, çocuk, kadın, hayvan ve mücevherlerini evlerine kapadıkları; sonrasında da içindekilerle birlikte ateşe verdikten sonra öleceklerini bile bile düşman orduların üzerine atıldıkları bilinir. Sadece civar köy ve şehirlerde olan Xantos yerlileri, hayatta kalmışlardır bu savaşlar sonrası... Saat 17:00 gibi; günün sonunu Noel Baba St.Nicholas’ın doğum yeri olan; eski Liman Şehri ama suların geri çekilmesiyle, Antik Tiyatrosu da dahil olmak üzere denizin 2-3 km dışında kalmış; uçsuz buçaksız plajı ve altın sarısı kumlarıyla Patara’da karşılıyoruz.. Sit alanı olan bölge, meşhur Akdeniz Kaplumbağaları Caretta Caretta’ların yumurtalarını bıraktıkları ender temiz ve güvenli bölgelerden tüm Akdeniz çukurunda.. Tarihi M.Ö.V. yy’a uzanan, Büyük İskender’in de ziyaret ettiği Liman Şehri’ne karadan ulaşırken ‘Zafer Anıtı’ karşılıyor bizi. Patara’nın uçsuz bucaksız sahillerinin keyfini çıkardıktan sonra,akdenizi selamlayarak Finike ye doğru hareket ediyoruz.

                        
Patara – Saklıkent – Ölüdeniz Gezileri

Hareket saatimiz olan 08:30’da yola koyulup 11:30 gibi, yabancı turistlerin ‘saklı cennet’ olarak niteledikleri Saklıkent’e varıyoruz. Daracık ve yüksek bir vadinin arasından kimi zaman buz gibi, kimi zaman ılık; bazı bölgelerde durgun, bazı yerlerde şırıl sırıl ve gür akan kükürtlü sularda ki Kanyona başlıyor yolculuğumuz. Kayadibi Köyü sınırları içinde kalan yaklaşık 90 metre derinliğinde ve 20 kilometre uzunluğundaki kanyonda, kayaların içinden çıkan soğuk sular size zaman zaman süprizler yaparken; karşılaşacağınız doğal güzelliklere hayran kalacaksınız. Kanyonun içinde (bir noktadan sonra sulara bata çıka) yürüyüşümüze devam edip iyice acıktıktan sonra, şırıl şırıl akan suların üzerinde kurulu divaların rahatlığı; tatlı tatlı esen rüzgarın ve kulaklarımıza huzurla birlikte gelen kuş sesleri eşliğinde; bölgede çok yaygın olan alabalık çiftliklerinden gelen taze balığımızı yiyoruz. 16:00’da Saklıkent’i gerimizde bırakıp, 17:00’de Fethiye’de geceyi geçireceğimiz otelimize yerleşiyoruz.. Ege’nin bitiş, Akdeniz’in başlangıç noktasında bulunan Fethiye ölüdenizde akşam bizleri bekliyor.